Bazı insanlarla hiç tanışmazsın ama onları çok iyi tanırsın.
O nasıl oluyor? derseniz tamda Cüneyt abi de yaşadığım hissiyat gibi oluyor.
Sanki onu yıllardır tanıyoruz ve sanki bir gün gitsek kapısını çalsak abi nasılsın desek buyur kardeş deyip sohbete başlarız gibi hissederdim hep .
Evet onunla hiç tanışmadık ama onu çok iyi tanıdık.
Sanatın hayatımıza dokunan kısmı da bu işte.
Gerçek sanatçı da böyle olmalıydı, bizi bize anlatan ve bizimle olan olmalıydı.
Bir çok filmiyle hayatımıza giren Cüneyt abiyi rahmetle anarken yaptığı o güzel işlere de bir göz atarak ,vefa ve rahmetle analım,ailesine ve sevenlerine başsağlığı dilerim.
Memleketi Eskişehir‘de, yedek subay olarak askerliğini yaparken, Göksel Arsoy‘un başrol oynadığı Şafak Bekçileri (1963) filminin çekimleri sırasında yönetmen Halit Refiğ‘in dikkatini çekti. Askerliğini bitirdikten sonra Adana ve civarında doktorluk yaptı. 1963 yılında Artist dergisinin yarışmasında birinci oldu. Bir süre iş arayan Cüneyt Arkın, 1963’te Halit Refiğ’in teklifiyle sinema oyunculuğuna başladı ve 2 yıl içinde en az 30 film çevirdi.
1964 yılında oynadığı Gurbet Kuşları filminin finalindeki kavga sahnesi, Arkın’ın kariyerinde bir kırılma noktası oldu. Bir süre daha duygusal-romantik jön karakterlerini canlandırdıktan sonra yine Halit Refiğ’in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneldi. Bu dönemde İstanbul’a gelen Medrano Sirki‘nde altı ay süreyle akrobasi eğitimi aldı. Burada öğrendiklerini Malkoçoğlu ve Battalgazi serilerinde beyaz perdeye aktararak Türk sinemasına daha önce hiç örneği olmayan bir tarz getirdi.Kısa sürede avantür filmlerin en aranan oyuncusu hâline geldi. Romantik filmlerle başladığı sinema yaşantısını hareketli filmlerle sürdürse de birçok farklı türde karaktere can verdi. Kariyeri boyunca westernden komediye, macera filmlerinden toplumsal filmlere kadar değişik türde filmler çekti. Özellikle Maden (1978) ve Vatandaş Rıza (1979) filmleri, Cüneyt Arkın’ın kariyerinde özel bir yer kaplar.





