Çok zor günlerden geçiyoruz… Çok ağır şeyler yaşıyoruz…. Geçeceğini biliyoruz fakat bitmeyeceğini de biliyoruz. Coğrafya kaderdir sözünün anlamını kaybetmesini istediğimiz bir dönemdeyiz.
Yas nedir? Acı nedir? Kabullenme süreci nedir? Bütün kavramların birbirine girdiği bir dönemdeyiz. Çünkü anlamsız bir şekilde acı yarışına girdi insanlar. Ben daha çok acı çektim, ben daha çok yardım ettim, ben daha çok dua ettim. Yapmayın!!! Yas tutmak, acı çekmek parmak izi gibidir. Herkesin tepkisi farklıdır. Kimi çok ağlar, kimi feryat eder, kimi donuk donuk bakar, kiminin ağzından tek cümle çıkmaz içinden yanar, kimi günlerce bir şey yiyemez, kimi kucağını doldurur tüm gün yiyerek rahatlamaya çalışır, kimi hiç uyuyamaz, kimi uykuya sığınır. Sizden farklı yas tutma şekli var diye insanları eleştiremezsiniz, ben uyumuyorum, o uyuyor diyerek kimseyle acı yarıştıramazsınız. İnsan olan, vicdanı olan herkes bir şekilde yaşar acısını fakat ne yazık ki hiç vicdanı olmayan ve daha depremin ilk gününde takipçi toplamak için dalga geçercesine videolar çekip gülüp eğlenen insanların da insanlığından şüphe ederim. Her çocuk merhamet ve şefkat duygusu ile doğar onları acımasızlaştıran büyüdükleri aile, yetiştikleri ortam ve bağ kurdukları insanlardır. Bu çocuklar nasıl bir şekilde büyütüldüler ki bu hale geldiler diye düşündüm ve çok üzüldüm.
Birde normalleşme süreci var tabi ki. İyileşeceğiz ama unutmadan…. İyileşeceğiz ama oradaki insanların yaralarının daha derin olduğunu unutmadan…. İyileşeceğiz ama çocuğumuzla gülüp oynarken resim ve vidolarımızı insanların gözüne sokmadan…. İyileşeceğiz ama eğlenmeye gittiğimiz yerlerde ki dans edişlerimizi acısı taze olan insanların canını yakmasına izin vermeden. Hayat geride kalanlar için, hepimiz için devam ediyor edecek ama acılar bu kadar tazeyken ne acı yarışına girin ne de geçti gitti deyip can yakın…
Eğitimci Yazar SEVİL KARAHAN




