BİR KPSS MESELESİ

15 yıl önce, Fen Bilgisi Öğretmenliği Lisans programından mezun olmak ve bu yıl tekrar KPSS sınavına girmiş olmak bana göre büyük çelişki. Bir yanda mesleğimde yetkinliğimin ispatı diplomam var, diğer yanda ise ‘yine de yetersizsin’ diye hissettiren, örseleyen ve maalesef uyum sağlamak zorunda olduğum bir sistem. Herkesin tek bir yöntemle ‘sınandığı’ ve bana göre bireysel farklılıkları yok sayan bu sınav, balıktan da bir ağaca tırmanmasını istemekle aynı. 

Bazı meslektaşlarım bu süreçlerden kolaylıkla geçmiş olsa da, bir çoğumuz için öyle olmadı. Kimisi benim gibi özel sektörde mesleğine devam ederken, kimisi ise bambaşka meslek dallarına yöneldi. Okullardaki öğretmen ihtiyacı ise ‘ders saati karşılığı ücretli öğretmenlik’ yolu ile karşılandı ve karşılanmaya devam ediyor. Keşke ülkemizde görevlendirme sistemi bambaşka olsa ve diplomamızı aldığımızda devlet kadrosunda öğretmenlik mesleğimize başlayabilsek. 

Dilerim, her birimiz gerçek anlamda önce ‘insan’ ve sonra da ‘öğretmen’ olarak hak ettiğimiz değeri görelim ve emeklerimizin karşılığını alalım. İçimizdeki öğretme aşkı ve insan sevgisiyle mesleğimizi yapmaya devam edelim ve bir insanın değişmesi ile her şeyin güzelleşmesinin mümkün olduğunu hatırlayarak ülkemizin gelişmesi için elimizden geleni yapalım.

Yazımı, sınavdan geldiğimde beni karşılayan güzel çiçeklerimin KPSS ile harmanladığım bu görseliyle sonlandırmak istiyorum. 9 yaşındaki kızım ve 4 yaşındaki oğlum birlikte hazırlamışlar. Bence çok şey anlatıyor.

Geçen zamanı ve hiç bir zaman tekrarı olamayacak yaşanmışlıkları kim geri getirebilir ki!

Saygı ve sevgilerimle.

Eğitimci Yazar Birsen SEVİL DURSUN