Maceramızın bu kısmı belki de aklımda en çok kalan ya da en çok sevdiğim kısımlarından biri.
Hem doğum günümün denk gelmesi hem Budapeşte nın harikalığı benim en özel rotamı oluşturdu.
Budapeşte yi ilk gördüğümde hissettim şey bol ihtişam bol tarih ve bissuru heykel ve eğlenceli mekanlar oldu.
Tuna nehrinin ayırdığı Budin ve Peşte şehirlerini birbirine bağlayan Széchenyi Zincir Köprüsü 1849’da açıldı. Budin, Peşte ve Óbuda (Eski Budin) 1873 yılında resmen birleşerek Budapeşte adını aldı.
Gellért Tepesi‘nden panoromik gorunumle ,Matthias Kilisesi, Buda Kalesi, Széchenyi Zincir Köprüsü ve Macaristan Parlamento Binası bulunur.
Budapeşte de anlatacak çok şey var aslında
Misal o kopruler o heykeller buranın tarihini bize anlatıyor ve savaşı ve barışı simgeleyerek bizi ozamanlara götürüyor.
Sonra gece ayrı bi guzel olduğunu kabul etmeliyim .
Hareketli işıl ışıl renkli bi hayat zaten adı ışıklar şehri olarak bilinir.
Biraz tarihine değinip biraz anılarıma uzansak ancak anlatırız galiba bu ışıklı şehri.
Buda Kalesi
1265 yılında yapımına başlanan, Barok mimari özelliklerini ise 1769 yılında kazanan Buda Kalesi, eski zamanlarda kraliyet sarayı olarak kullanılmış. Günümüzde kentin en önemli müzelerine ev sahipliği yapan tarihi kalenin içerisinde, 19. yüzyıldan kalma yapılar ve kiliseler görülmeye değer.
Parlemento Binası
Peşte bölgesinde yer alan Parlamento Binası, Neo-Gotik mimarisi ile şehrin simgesi niteliğinde. Süsleme çalışmaları sırasında 40 kilo altın kullanıldığı bilinen görkemli binada tam 233 heykel mevcut.
Aziz Stefan Bazilikası
1906 yılında inşası tamamlanan Aziz Stefan Bazilikası, Neo-Rönesans mimarisine özgü süslemeleri ile göz alıcı. Pek çok dini eşyanın sergilendiği bazilikanın tepesinde yer alan kubbe ise enfes bir kent manzarasına sahip.
Zincir Köprü

İngiliz William Clark tarafından tasarlanan ve şehrin iki yakasını birbirine bağlayan Zincir Köprü, her iki girişinde bulunan devasa aslan sütunları ile göz kamaştırıyor. Köprü üzerinde yürürken görebileceğiniz muhteşem şehir manzarası ise görsel bir şölen niteliğinde.
Balıkçı Tabyası
Neo-Gotik tarzda inşa edilen Balıkçı Tabyası, şehrin en önemli tarihi yapılarından biri. 1905 yılında yapımı tamamlanan bina, Tuna Nehri’nin eşsiz manzarasını izlemek için en ideal noktalardan.
Andrássy út Caddesi
Kentin en geniş bulvarlarından biri olan Andrássy út Caddesi, lüks mağazalara ve şık restoranlara ev sahipliği yapıyor. Şehrin önemli binalarının da görülebileceği cadde, keyifli bir alışveriş ve eğlence durağı.
Büyük Market
Budapeşte’nin en ünlü yerel çarşısı konumundaki üç katlı Büyük Market, otantik dokusu ve kendine has mimarisi ile ziyaret edilmesi gereken yerler arasında. Giriş katında şarküteri ürünleri olan çarşıda, ikinci katta ise hediyelik eşya ve el yapımı ürünler bulmak mümkün. En alt katta da balık çarşısı ve çeşitli Asya lezzetleri sizi bekliyor.
Ve o meşhur New york cefeyide atlamayalım.
Ama gitmeden orda bekleyeceğiniz sırayı hesaba da katın lutfen . Çok lüks bir kafe ve restoran. Şehrin en göz alıcı müze restoranlarından birisi. Ben müze diyorum, zira içeri girince; “Bir müzeye mi girdim acaba ben?” sorusu gelmişti hemen aklıma.
Biz baya eğlenip ,baya keyif aldık.
Budapeşte bana yeni yaşımda umarım bol şans getirir ve gezenler de bizde ki gibi güzel izler bırakıp hayatlarına dokunur.
@benim_gozumlegezelim





